Kurumsal ağlarda yalnızca bilgisayarlar ve sunucular bulunmaz. Yazıcılar, mobil cihazlar, IP kameralar, IoT sistemleri, sanal makineler ve farklı ağ ekipmanları da aynı altyapının parçasıdır. Cihaz sayısı arttıkça BT ekiplerinin tüm varlıkları takip etmesi zorlaşır.
Bu nedenle ağ üzerinde hangi cihazların bulunduğunu bilmek, güncel bir BT varlık envanteri oluşturmak ve bilinmeyen cihazları hızlı şekilde tespit etmek kurumsal güvenlik açısından önemlidir.
BT departmanının bilgisi dışında ağa bağlanan cihazlar her zaman kötü niyetli olmayabilir. Ancak güncel olmayan işletim sistemleri, zayıf parolalar veya eksik güvenlik yazılımları bu cihazları potansiyel bir risk hâline getirebilir.
Özellikle yönetilmeyen cihazlar, kurumun saldırı yüzeyini genişletebilir ve güvenlik ekiplerinin kontrolü dışında kalan alanlar oluşturabilir.
İlk adım, ağın düzenli olarak taranmasıdır. IP adresleri, cihaz türleri ve bağlantı bilgileri merkezi olarak izlenmelidir.
Manuel kontroller büyük yapılarda yeterli olmayacağı için cihaz keşfinin mümkün olduğunca otomatik hâle getirilmesi gerekir.
Ayrıca yalnızca donanımlar değil, cihazlarda çalışan yazılımlar da takip edilmelidir. Desteklenmeyen veya güncelliğini kaybetmiş yazılımlar kurum için ek güvenlik riski oluşturabilir.
Çalışanların BT departmanının bilgisi dışında kullandığı cihazlar, uygulamalar veya bulut servisleri Shadow IT olarak değerlendirilir.
Örneğin kişisel bir bilgisayarın kurumsal ağa bağlanması veya onaylanmamış bir bulut uygulamasının kullanılması kurumun görünmeyen dijital varlıklarını artırabilir.
Bu nedenle varlık yönetimi yalnızca fiziksel cihazları değil, yazılım ve uygulama kullanımını da kapsamalıdır.
Lansweeper gibi BT varlık yönetimi çözümleri, ağ üzerindeki cihazların otomatik olarak keşfedilmesine ve merkezi bir envanter oluşturulmasına yardımcı olur.
Bu sayede BT ekipleri bilgisayarları, sunucuları, yazıcıları ve diğer ağ bileşenlerini daha kolay takip edebilir ve daha önce fark edilmeyen cihazları belirleyebilir.
Bir cihazın keşfedilmesi tek başına yeterli değildir. Tespit edilen uç noktaların uygun güvenlik politikalarıyla korunması gerekir.
Bu nedenle varlık yönetiminin kurumsal endpoint güvenliği çözümleriyle birlikte değerlendirilmesi daha bütüncül bir güvenlik yaklaşımı sağlar.
Bir güvenlik açığı ortaya çıktığında güvenlik ekiplerinin şu soruya hızlı şekilde cevap verebilmesi gerekir:
“Bu açıktan etkilenen kaç cihazımız var?”
Güncel bir envanter sayesinde etkilenen sistemler daha hızlı tespit edilebilir ve gerekli güncellemeler önceliklendirilebilir.
CISA da kurumların teknoloji varlıklarını güncel biçimde takip etmesini ve gereksiz şekilde internete açık sistemleri azaltmasını temel güvenlik uygulamaları arasında değerlendiriyor.
Kurumsal ağlarda güvenliği artırmanın ilk adımlarından biri, ağ üzerinde hangi cihazların bulunduğunu doğru şekilde bilmektir.
Bilinmeyen veya yönetilmeyen cihazlar saldırı yüzeyini genişletebilir. Bu nedenle kurumların cihaz keşfi, güncel varlık envanteri, yazılım takibi ve endpoint güvenliğini birlikte ele alması gerekir.
Güçlü bir siber güvenlik altyapısı, öncelikle korunması gereken tüm varlıkların görünür hâle getirilmesiyle başlar.